Dr. med. E. Hakan Eraltan
HEKİMİN YAKLAŞIMI NASIL OLMALIDIR?
Sizlere bu kitapta “tamamlayıcı tıp”, farklı yöntemleri ile ve her yöntem için belirlenen tedavi seçenekleri ile anlatılacaktır. Amacımız; sizlere bu anahtarları verirken, bu yöntemi basitleştirilmiş ve ezberci bir yoldan değil, tedavide yaratıcı olma şeklini kavratmaktır. Bu yüzden tedavi kombinasyonlarına girmeden önce, kişisel yeteneğiniz olan analiz, içgüdü ve deneyimlemeden bahsetmek istiyoruz.
Analiz, İçgüdü ve Deneyimlemeler
En etkili kombinasyonlar, bu üç yeti iyi geliştiklerinde ve birbirleriyle dengede olduklarında yaratılır.
Deneyimlemeler: Bu, ayakları yere basan ve pratik bir deneme-yanılma yetisidir. Klinisyenler, bazı kombinasyonların başarılı olduğunu anlarlar ve hangilerinin farklı koşullarda etkili olduğunu bulmaya çalışırlar. Etkili kombinasyon, gözlem ve deneyim aracılığı ile bulunmuştur. Eğer deneyimlemeler içgüdü ve analiz ile dengelenmemişse, hastanın gereksinimlerini gözardı eden mekanik bir akupunktur yaklaşımına doğru yönelinir. Ve sadece semptomları ortadan kaldıran geçici bir başarıya konsantre olunur. Bununla beraber deneyimlemeler, içgüdü ve analizi gerçekliğe dönüştürmede son derece önemlidir. Gerçek içgüdü, fantazi ve öfori ile çok kolay karıştırılabilir.
Analiz: Batı profesyonel akupunktur eğitiminin önemle üzerinde durduğu en büyük nokta, analitik yetinin gelişmesidir. Öğrenciler bilgi ezberlemede ve Çin tıbbının teorik prensiplerini öğrenmede çok zaman harcanırlar. Bu kesinlikle gereklidir. Aksi halde sendromları ayırt edemezler ve hangi etkili kombinasyon noktalarını dizayn edeceklerini anlamazlardı. Bunun yanında, analitik yetinin üzerinde fazlasıyla durmak, klinisyeni bir teori dünyasında kaybettirir veya zihinsel stres ve karmaşaya sokar. Bu da klinisyenin hasta ile empati kurma yeteneğini azaltır. Ve hastanın duygu ve düşüncelerine duyarlı olmasını azaltır.
OLAYLAR TEORİYE DEĞİL, TEORİ OLAYLARA UYMALIDIR.
Batı’daki birçok hastalık, emosyonel dengesizliklerle bağlantılıdır.
İçgüdü: Klinisyen muayene sırasında hastanın emosyonel durumuyla ilgili açık bir his ya da algılama duyabilir. Aynı şekilde tedavi sırasında belli bir nokta kombinasyonu kullanmada çok güçlü bir hissi olabilir. Bunun da daha sonra etkili olduğu ortaya çıkar. İşte bu, içgüdüdür. İçgüdü, analizin yerini dolduracak bir şey değildir. Onu tamamlayıcı bir unsurdur. İçgüdü ve analiz, birbirlerine karşı kontrol edilebilir. Her ikisi de deneyimleme tarafından kanıtlanmak zorundadır. Aksi halde, klinisyenlerin gerçek içgüdüyü fantazi ile ve kendi emosyonel dengesizlikleriyle karıştırmaları çok kolaydır. İçgüdü, uzun ve dikkatli bir eğitim gerektiren bir yetenektir. Ümit ediyoruz ki; gelecekte bu yetenek, akupunktur kurslarının içinde artarak yer alacaktır.
- Hekim de bir insandır. Kendini tanımalı ve geliştirmelidir.
- Bilimsel çalışma, kişisel güçlü irade, analiz, deneyimleme, içgüdü olmazsa verimli ve üretken olamaz.
- Hekim, iradesini kuvvetlendirmek zorundadır. İrade hem kendi için, hem de hastası ile olan iletişimde çok önemlidir. İradesi zayıf bir hekim, güçlü iradeli bir hasta karşısında konuşma ve ikna etmede yetersiz kalabilir.
- İşte bu kendini tanıma ve güçlü irade çalışmalarında içsel disiplin çok önemlidir. Bu disiplini geliştiren meditatif egzersizler, yoga, tai chi ch’uan ilgili bölümlerde anlatılmıştır.
Hastalığın Ötesi
Hastalık, çoğu kez üzerinde durulması gereken yaşamsal bir problemin çözüm bekleyen bir uyarısını verir. Yine çoğu kez, kişi problemi algıladığında ve düşünce-davranış kalıplarında gerekli değişiklikleri yaptığında hastalık yatışır.
Sıklıkla, modern toplumlarda hasta ve klinisyen semptomları ilaçla bastırma eğilimindedirler. Ki böylece hasta hiçbir şey öğrenemez ve gelişemez. Semptomları tedavi etmenin bir zamanı vardır. Hastalığın derin orijinleri ile uğraşmanın da bir zamanı vardır. Eğer bu yapılmazsa yalnızca bireyin kendisi değil toplum da hasta kalacaktır.
Hekimin, psikolojik tıp yaklaşımı çok önemlidir. Hastanın duygu-düşünce-davranış bütünlüğü olan “emosyonları” çok iyi bir şekilde analiz edilmeli ve bunları dengeleme çalışmaları hastaya öğretilmelidir. Ve hastanın bozuk yaşam stili değişmezse hastanın iyilik halinin tekrar bozulacağı hastaya kavratılmalıdır.